Ana Sayfa Hakkımızda Yardım İletişim

Kategoriler
Çok Satanlar

Geri

BÜYÜK FİLOZOFLARIN TUHAF FİKİRLERİ
-Gary Hayden-
 
Felsefeciler zeki insanlardır. Hatta kimileri fena halde zekidir. Yine de en tuhaf şeyleri söyler onlar!
Alman felsefeci Gottfried Leibniz’i düşünün bir. Hesap makineleri tasarladı; Isaac Newton’dan bağımsız olarak kalkülüsü buldu; fizik, mantık, tarih, kütüphanecilik ve tanrıbilim alanlarında önemli katkılarda bulundu. Nasıl bundan daha zeki olabilirdi? Ama nesnelerin gerçekten biçimleri ve boyutları olmadığını ve dünyanın olduğu halden daha iyi olamayacağını öne sürdü.
Ya da Fransız felsefeci Blaise Pascal’ı düşünün. Boşluk fiziği alanında sarsıcı çalışmalar yaptı; şırıngayı icat etti; dünyaya “Pascal Üçgeni”ni sundu ve olasılık kuramı kurucularından biriydi. Ama yine de şunu söyledi: Tanrı’nın varlığı konusunda kuşkularınız olsa bile, Tanrı’ya inanmalısınız.
 
Niçin bu denli tuhaf?
Felsefe tuhaf düşüncelerle dolup taşar. Siz bu kitabı okurken anlayacaksınız ki tarihin en derin düşünürleri maddenin var olmadığını; tek boynuzlu at diye bir hayvanın var olduğunu, bebeklerin cehennemin dibini boylamayı hak ettiklerini ve beyninizin sizin davranışınızı etkilemediğini öne sürmüşlerdir.
Ama niçin? Nedir felsefede bunca tuhaflıklara yol açan? Ve nasıl olur da böyle pırlanta gibi beyinler böyle çılgınca şeyler söyleyebilirler? Deha ve çılgınlık birbirine yakından bağlı olduğu için mi? Yoksa başka bir neden mi var?
Bütün bu garipliklerin asıl nedeni belki de felsefenin kendi özünde yatmaktadır. Felsefe en büyük soruları sormak ve bu sorulara yanıt aramakla ilgilenir. Bu demektir ki, felsefeciler kendilerini bazen düşüncenin sınırlarında çalışırken bulurlar; düşünülebilir olanın tam kıyısında. Bu da çok tuhaf bir yer olabilir.
Modern fizikçileri; kuantum düzeyinde ya da kara deliklerin merkezinde neler olduğunu anlamaya çalışan fizikçileri düşünün. Sağduyu ile hiç de uyuşmayan bir dünya resmi çizerler. Uzay ve zamanın eğilip büküldüğü, temel parçacıkların bir var olup bir yok olduğu, çoklu evrenlerin bir anda ortaya çıkıverdiği bir dünya.
Felsefeciler de öyledir biraz. Onlar da derin ve zor sorular sorarlar. Anlayışı sınırlarına kadar –ve daha ötesine– gerilmeye zorlayan sorular. Beyinlerin bedenlerle olan ilişkisi nedir? Herhangi bir şeyden kesinlikle emin olabilir miyiz? Varsa yaşamın bir amacı, nedir o? Bazı eylemleri “doğru” bazılarını “yanlış” yapan nedir? Eğer bir Tanrı varsa, nasıl bir varlık olmalı o?
Bu soruları araştırırken, felsefeciler kendilerini düşünce kösteklerinin dışına çıkarırlar. Bu nedenle onların kulağa tuhaf gelen düşüncelerle ortaya çıkması pek şaşırtıcı olmaz.
 
Tuhaf olmanın yolları
Bu kitaptaki düşünceler tuhaftır. Ama onlar değişik biçimlerde tuhaftır. Bunlardan bazıları, John Locke’un portakallar portakal rengi değildir savı gibi, açıkça yanlış görünür. Öbürleri, Thomas Aquinas’ın mastürbasyon yapmak ırza geçmekten kötüdür diye ısrar etmesi gibi, insanı derinden sarsar. Daha başkaları da, Pisagor’un “hey şey sayıdır” savı gibi, bir anlam bile taşımaz.
İlk karşılaştığınızda bu düşüncelerden bazıları tuhaf gelir, ancak durup onları düşündüğünüzde o tuhaflık kalmaz. İlk önerildiğinde bir sayı çılgınca bulunmuştur, ama ondan beri oldukça yaygın hale gelmiştir (en azından felsefeciler arasında). Bütün bunlar bizi önemli bir noktaya getirir...
 
Tuhaf ama gerçek mi?
Tuhaf düşüncelerin yanlış düşünceler olması gerekmez.
Bu kitabı okurken sizi şaşırtacak, eğlendirecek, gücendirecek ve kafanızı karıştıracak düşüncelerle karşılaşacaksınız. Ama sizi inandıracak düşüncelerle de karşılaşacaksınız. Bazen başınızı sallayıp, kendinizi, daha önce kabul edebileceğinizi hiç düşünmediğiniz görüşlere katılıyor bulacaksınız.
Alın bu uyarıyı. Bundan birkaç yüz sayfa sonra portakalların portakal renginde olmadığı, maddenin var olmadığı, Harry Potter’in gerçekten var olduğu ve bu dünyanın gerçek dünya olmadığı konularında sağlam bir inanç edinmiş olabilirsiniz.
 
Bu kitabın kullanımı
Ben bu kitabı her biri kendi içinde yeterli kırk üç bölüm olarak düzenledim. Her bölüm tek bir düşünceyi ele alıyor. İşlenen konular şunları içeriyor: ahlak, mantık, siyaset, doğaüstü, ruhbilim, cinsellik ve din. Bir denge için, belki en iyisi bölümleri verilen sırada okumak ve her biri için kendine düşünme zamanı ayırmaktır. Ama bu zorunlu değil. Kitabı her bölümün sonuna iliştirdiğim ilgili başka bölümlere yapılan göndermelerin yardımıyla bölümler arasında atlayarak ya da eğer isterseniz tümünü bir oturuşta bitirerek okuyabilirsiniz.
Her bölümü tuhaf bir fikri tanıtarak başlattım, sonra da bir ünlü felsefecinin bu fikri desteklemek amacıyla ortaya attığı savları sundum. Elimden geldiğince, bunu felsefecinin görüşlerine uyacak bir yol izleyerek yaptım. Ondan sonra, genellikle bazı eleştiriler sundum; felsefecinin görüşüne kuşku düşüren bazı tartışmalardan söz ettim. Tamamından ne anladığınız konusunda kendi kararınızı kendiniz verebilesiniz diye genelde yansız kalmaya çalıştım.
Üye Girişi
Alışveriş Sepeti
Şu an alışveriş sepetinizde ürün bulunmamaktadır. Alışveriş sepetinize erişebilmek için siteye giriş yapınız...
Yeni Ürünler Sepeti

Haftanın Yorumu
BÜYÜK FİLOZOFLARIN TUHAF FİKİRLERİ
-Gary Hayden-
 
Felsefeciler zeki insanlardır. Hatta kimileri fena halde zekidir. Yine de en tuhaf şeyleri söyler onlar!
Alman felsefeci Gottfried Leibniz’i düşün&... devamı



Ana Sayfa | Hakkımızda | İletişim | E-Mail | Yardım | Yeni Ürünler |

 

Copyright © 2009. Her Hakkı Saklıdır

Say Dağıtım Ltd.Şti.

Ankara Caddesi 22/4 Sirkeci, İstanbul

Tel:0.212.512 2158 Fax: 0.212.512 5080

satisdestek@saykitap.com

.